Nizip Mutlu Son Masaj Salonu

Nizip Mutlu Son

Bu kızın siyah saçlarına; muhtemelen yeşil, parlak gözlerine; çekici, kiiçük bedenine ve Gaziantep Nizip Mutlu Son hafiften utangaç duruşuna baktıkça, keşke şu odada yalnız olsaydık di­yorum.

Tişörtümü kemerimden kurtarmaya çalışan elleri belimde dolaşırken, gülümsemesi dudaklarından silin­miyor. Tişörtü kurtarmayı başarıp yukarı doğru çek­meye başlıyor.

Gaziantep Nizip Mutlu Son

Ama sonrasında duraklıyor. Bir an için tereddüt ettiği­ni görüyorum. Yapmakta olduğu şeyden ve kendinden kararlı olmadığını belli etmemeye çalışıyor.

Bakışlarımı o berrak gözlere dikiyorum. Durmasını istemiyorum. Ellerini tenimde hissetmek istiyorum. Bundan dolayı de derinlerde bir yerde gömülü olduğuna dair bahse gireceğim o yırtıcı kediyi yemlemek umuduyla sataşıyorum ona.

“Ah, hadi fakat. Bütün marifetin bu mu?” diyorum fısıldayarak.

Nizip Mutlu Son

Gözleri, gözlerimi delip geçiyor ve ben hangimizin kazanacağını görmek için nefesimi tutmuş umuyorum. Güç dengesinin yer değiştirmesiyle ve bu değişim onun gözlerine yansırken, büyülenmiş vaziyette izliyorum onu. Biraz daha parlak, birazcık daha cüretkar bir hal alıyor gözleri. Cesaretini bu kadar çabuk toplayan birini daha görmemiştim. Azim işte. Pes etmeyi, geri adım at­mayı reddeden bir yönü var bu kızın. Zorluklara pabuç bırakmıyor. Ve bu tavrı, deli gibi seksi tişörtümü yukarı doğru sıyırmaya başladığı esna­da gözlerini benimkilerden ayırmıyor. Daha da asılsız­laşınca parfümünün kokusunu alıyorum. Tatlı, misk içeren bir koku. Seksi. Tıpkı kendisi gibi.

Tişörtümü başınım üzerinden çekip çıkarmak için vücudunu benimkine yapıştırıp parmak uçlarında yük­selmek zorunda kalıyor. Memelerinin göğsüme baskı yaptığını hissedebiliyorum. Bu işi onun için kolaylaş­tır abilirdim. Ama yapmıyorum. Bana sürtünmesinin verdiği his hoşuma gidiyor. Bunu hayatta mahvetmem.

Tişörtümü çıkarır çıkarmaz geri çekilip gözlerini üzerimde gezdiriyor. Bundan utanıyor. O denliı belli. Bakmak istiyor gibi fakat birazcık da çekiniyor ki her iyi mi­sa bakışlarını daha bir tahrik edici kılan da bu. Eminim şu odadaki her bir göz beni, bizi izliyor fakat benim hissedebildiğim yalnızca onunkiler. Tenimi yalayıp ge­çen alevden dudaklar şeklinde. Yakıcı ve somutlar. Veya en azından bana böyle hissettiriyorlar.

Derin bir soluk alıyorum ve gözleri karnıma iniyor. Sonrasında biraz daha aşağıda titreşiyor. Bakması gereken­den daha uzun sürüyor bir ihtimal ama benim ondan bakma­sını istediğim kadar uzun değil.